Meme Kanseri

Meme Başı Akıntıları

Meme başı akıntıları sıkça karşılaşılan ve hastaların en çok endişe ettikleri semptomların başında gelmektedir. Fakat her meme başı akıntısı kötü değildir. Sanılanın aksine meme başı akıntılarının çoğu fizyolojiktir. Süt gibi sıkarak gelen akıntı iyi yönde değerlendirilir.  Fakat aksi ispat edilene kadar her meme başı akıntısı patolojik kabul edilir. Makroskopik görünüm ne olursa olsun her zaman sitopatolojik incelemesi yapılmalı ve meme radyolojik olarak incelenmelidir.

  • Meme başı akıntılarının araştırılmasında;
  • Hastanın yaşı
  • Öyküsü
  • Yandaş hastalıklar
  • Akıntının özellikleri (süresi, kıvamı, reng, tipi)
  • Doktorun fizik muayenesi
  • Sitoloji basamakları izlenir.

Meme başı akıntıları sıklığı yaşla değişmekle beraber %1 ile %18 arasında değişmektedir. Daha önce meme ameliyatı geçirmiş kadınlarda ise %7 oranındadır. Doğum yapmış 20-30 yaş arasında ise meme başı akıntıları en sık görülmekte ve oranı  % 32’ye kadar çıkmaktadır.

Fizyolojik Nedenler

  • Sıkma(sağma) ile gelen akıntı
  • Göğüs travmaları sonrası akıntı
  • OKS(doğum kontrol hapı) kullanımı ile beraber Gebelik akıntıları
  • Menstruasyona bağlı akıntılar
  • Kolostrum Fizyolojik galaktore

Patolojik Nedenler

  • Kanser
  • Papillom
  • Fibrokistik hastalıklar
  • Duktal ektazi
  • Mastit Yağ nekrozu
  • Meme absesi
  • Galaktore Enfeksiyon

Meme başı akıntılarının %90 oranında benign, % 10 oranında ise malign olarak görülmektedir.
Meme başı akıntıları arasında en önemlisi primer patolojilere bağlı meme başı akıntılarıdır. Bunlar genellikle tek taraflı, spontan, tek duktus kaynaklı ve kanlı akıntılardır. Kanlı akıntıları genelde daha korkutucu dururken kanserin sebeb olduğu akıntı genelde kansız ve seröz yapıdadır. Genelde bilinen “seröz akıntı benign akıntıdır” düşüncesinden uzaklaşılmalıdır.

  • Akıntının;
  •  Rengi,
  •  Şekli,
  •  Kıvamı,
  • Lezyon tipi

benign malign ayırımında fikir verse de kesin tanıda yeterli değildir. Ve sitopatolojik tanı yapılmalıdır. Özellikle menopoz sonrası malignite olasılığı yükselmektedir.

Teknolojinin gelişmesi ile duktoskopi cerrahi yapılacak hastalarda yol gösterici olmuştur. Fakat kesin tanıda ve tedavi de subaerolar eksizyon tercih etmekteyiz.

Galaktore;

Lousalık ve emzirme dönemi dışında memeden süt salgısının gelmesidir. Genellikle sebep hormonsal bir sebeptir. Hipofiz ve hipotalamus denen hormon kontrol sistemlerinin hatalı çalışması ile oluşur. Galaktoreden sorumlu hormon prolaktindir. Ve galaktorenin en sık sebebi hiperprolaktinomadır. Hiperprolaktinomanın ise en sık sebebi hipofiz adenomlarıdır.

Hiç doğum yapmamış kadınlarda fizyolojik galaktore teorik olarak görülmemektedir. Bu kadınlarda akıntı mutlak patolojiktir.

Galaktore tedavisinde etyoloji araştırılmalı ve tedavi belirlenmelidir. Çoğu hastada medikal tedavi yeterli olurken adenom bulunan hastalar cerrahi ile şifaya kavuşur.

Meme Başı Akıntıları Tedavisi

Meme başı akıntılarının tedavisinde akıntının sebebi, en önemli yol gösterici ve tedavinin düzenlenmesinde en önemli yol göstericisidir.  Fizyolojik akıntılar genellik tedavi gerektirmez ve kendiliğinden geçer.

Patolojik akıntılarda ise fizik muayeneye ek olarak radyolojik ve sitolojik inceleme ile algoritm izlenmelidir. Özellikle kanlı meme başı akıntılarında histolojik olarak patoloji olmadığı ispat edilmelidir. Malign çıkan vakalarda cerrahi tedavi uygulanır.
Şu anda Dünya’da ve ülkemizde malignite varlığı saptanan olgularda subaerolar duktal eksizyon yapılır. Operasyon akıntının geldiği yönde aerola içinde 2-3 santimetrelik insizyon yapılır.( Alttan yapılan insizyon operasyon sonrası üsten yapılan insizyona göre daha estetik bir görüntü sağlar.)

 

Prof.Dr. Mehmet FERAHMAN

20 yıldan uzun süredir Meme cerrahisi ile uğraşmaktadır. Türkiye’de meme cerrahinin kurulmasının başında gelen hocalardandır. Bu konuda yazılmış ulusal ve uluslar arası onlarca çalışması vardır. Basılmış 3 kitabı bulunmaktadır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu